Giriş

Giriş

Murat ATAKA

Murat ATAKA (19)

 



Pazartesi, 15 Şubat 2010 16:40

KAFAM KARIŞTI

Yazan
Nasreddin Hoca bir gün heybe almak için pazara gider. Güzel bir heybe görüp pazarcı ile pazarlık yapar ve 1 akçeye anlaşırlar. Tam oradan ayrılacaktır ki daha güzel bir heybe dikkatini çeker: - Kaç akçe şu heybe muhterem? - 2 akçe hocam. - Aldım gitti, diyen hoca elindekini bırakır ve onu alıp tam gidecekken pazarcı seslenir: - Hocam. Bu heybe 2 akçe. Sen 1 akçe verdin. Hoca sinirlenir: - Bre cahil adam! Sana önce 1 akçe verdim. Sonra da 1 ak çelik heybe bıraktım! İkisi eder 2 akçe. Daha benden neyin parasını istersin!
Cuma, 25 Aralık 2009 13:38

BİR ORDU EFSANESİ

Yazan

Gelin Kayası Efsanesi :

Ordu'dan Çamalan Yaylasına doğru, kâh tepelerin eteklerinden dolanan, kâh derin vadilere yükseklerden bakarak uzanan yayla yolundan gelip - geçen bütün yolcular. Gelin Kayalarına doğru bakışlarını çevirmekten kendilerini alamazlar Haramı Koyu'nden Melet Irmağı Vadisine doğru, bir bıçak gibi keskin ve dik sırtın üzerinde duran acayip şekilli taş yığınlarına Gelin Kayaları adı verilmektedir. Buranın dayandığı efsane ise. yıllar ötesinden günümüze kadar, her yayla yolcusunun kulağına üflenmiştir.

Gelin Kayaları Efsanesini civarın yaşlıları söyle anlatıyorlar:

Melet Irmağına doğru inen sarp tepenin, ormanlarla örtülü yamacında çok fakir ve yaşlı biri varmış. Melet, kenarındaki değirmenlere gidemeyen köylülerin zahralarını avlusundaki ufak dibek taşında öğütür, geçimini bu suretle sağlarmış. Bazı rivayetlere göre. bu öğütücü bir kişi tarafından döndürülebilen, çevre halkının "El Değirmeni" dediği cinsten bir taş değirmeni imiş. Günün birinde, yaşlı değirmencinin kızını, uzaktan bir köyden bir gence istemişler. Hayırlısı olsun, deyip evlendirmişler. Çeyiz olarak, elinde, avcunda ne varsa kızına vermiş. Düğüncüler, gelinin eşyalarını atlara yükleyip, oğlan, evine doğru yola çıkacakları zaman, gelin etrafı söyle bir süzmüş. Avlunun bir kenarında duran babasının ekmek teknesine, kendini bugünlere getiren el değirmenine gözlerini dikmiş,

Kızının bu halini güren babası, yanına yaklaşmış:

- Kızım, değirmen tası bizde kalsın.

diyecek olmuş. Düğün alayının ileri gelenleri durumu kavramışlar.

İçlerinden biri:

- Emmi veriver şu değirmen taşını kızınada, biz de yola düzülelim.

Yaşlı baba:

- Olmaz, o bana lâzım.

Onunla geride kalan çoluk çocuğumun nafakasını sağlayacağım, veremem, diyerek karşı koymuş.

O sırada, yeni gelin :

- Babam benden bir taşı esirgiyor. Ben de onsuz gelin gitmem. Diyerek boynunu büküp, oturuvermiş kapının önüne.

Düğüncüler yaşlı babanın geçimini nasıl sağladığını bilmediklerinden, bu değirmenin aile için ne derece kıymetli olduğunu kavrayamamışlar., işi, basit bir "gelin eşyası" bir taş olarak görmüşler, içlerinden biri:

- Hadi, emmi bu kadar da nekeslik etme. Alt tarafı iki taş parçası bunun... İnsan kızından bunları esirger mi?.. Bak, o da yurt-yuva sahibi oluyor. Yolumuz uzun, bekletme bizi., diyerek, değirmen taşlarını omuzlayıp, yanındaki hayvana yüklemişler. Zavallı baba, bu durum karşısında ısrarın faydasızlığını anlayarak, boynunu bükmüş. Kendisinin nekes tanınmasına mı, o yaşlı haliyle çoluk - çocuğuna değirmensiz nasıl bakacağına mı üzülsün?. Kala kalmış, ortalıkta. O sırada, önde davul - zurna, arkada at sırtında gelin; köylüler, eşya yüklü atlarla düğün alayı, dimdik sırta doğru yola koyulmuşlar. Yaşlı gözlerle kafileyi izleyen babanın tâ... yüreğinin derinliklerinden bir tel kopmuş sanki... Derin bir ah... çekli, aklıyla mı, gönlüyle mi, bilinmez seslenivermiş, davullu alayının ardından:

-Bir taşı bize çok görenleri Allah ne etsin... Hepiniz taş olun taş.

Ertesi gün, karşı tepelerden be geçeye bakanlar, Melet ırmağına doğru inen dik bir yamacın, bıçak gibi çıkıntılı bir kısmında, acayip şekilli kayalar görmüşler. Daha düne kadar ormanlık olan bu yamaçta kayaların bulunuşundan ziyade, görünüşleri onların şaşkınlığa düşürmüş. Çümkü, bu kayalar sanki bir kafilenin heykelleşmiş şekline benziyormuş. Atıyla yaylısıyla, davullu - zurnalı bir gelin alayının tıpkısıymış. Yılların yağmuru, karı ve fırtınalarına rağmen, bozulmayan şekilleriyle günümüzde dahi görenleri şaşkınlığa düşüren bu kayaların etrafı koyu bir yeşillikle çevrilmiştir. Yılların yağmuru, karı ve fırtınalarına rağmen, bozulmayan bu kayaların etrafı koyu bir yeşillikle çevrilmiştir. Bir tarihte yayla yolculuğum sırasında Gelin Kayaları Efsanesi'ni anlatan yaşlı yol arkadaşım, ayrıca şunları da ilave etti:

- Evlat, Gelin Kayaları, baba bedduası alan, ailesinin geçim kaynağını kurutan, taş ruhlu insanları bizlere göstermektedir.

Pazar, 15 Kasım 2009 16:57

MEMLEKETTE KURBAN BAYRAMI

Yazan

 Memlekette kurban bayramı bir başka olur.Bayram birken gurbetciler için binler olur.Sadece kurban kesmek fakire yoksula vermek değildir onlar için aynı zamanda özlediklerine kavuşmak kucaklaşmaktır.Gurbette insan selam vermeyi bile özlüyor daha önceki senelerde yaşadığım için biliyorum.

Gecenlerde Sayın Bilal HAFIZOĞLU İle konuşmamızda şöle demişti bana; " Bu site bizler memleketinde olanlar için önem arzetmeyebilir ama gurbetcilerin dilinde tam bir memleket kokusu özlem duygularının hafiflediği yerdir.Ben askerlik yaptığım yerde araçların plakasına bakardım 52 plaka görsem peşinden koşardım, gerçekten insanlar gurbette olunca çok daha iyi anlıyor memlketinin önemini dahada sımsıkı sarılıyor köyüne köylüsüne." İşte bilal abinin dediği gibi insan ister istemez özlüyor memleketini.

Yıllar önce memleketten ayrılmış sonra bi vesileyle bu yıl memleketine dönen Adem Beklik Diyorki "ben yıllar oldu buralara gelmedim neredeyse 20-30 sene ama çok şey değişmiş memleketimde.İhtiyarlar aynı ama gençleri çok cana yakın buluyorum.Tabiki eski düşüncelerden yaşamdan kopmak bir anda mümkün değil. Ben buralardan gittiğimde buralar çok karışıktı vuran kıran ama şimdi bakıyorum gençler aralarında anlaşıyor düşmanlıkların yerini sevgi almış.Bunları görünce mutlu oldum. Burada olmadığım süre zarfında gezmediğim vilayet kalmadı  AMA NE HİÇ BİRİNDE NE MEMLEKET KOKUSU BULABİLDİM NEDE BUNA BENZER BİR GÜZELLİK. Şu an ki noktada yaşanacak yer olmuş köyümüz düğünündede cenazesinde insanların hepsi bir arada. Herne kadar eğlence olmasada bir araya gelip muhabbet etmeleri bile çok güzel.

Başlangıçta dedimya gurbetciler için bir bayram bin bayram olur diye, memleketin kokusunu almak, şöle bir manzarasına bakmak, dalından koparıp yediğin bir meyve, musluğundan ağzını dayayıp içtiğin her yudum su, toprağına bastığın her adım, tuttuğun öptüğün her el, konuştuğun her kelime bayram olur. Analarımızın babalarımızın bastığı toprağı çiğnemeden mutlu yaşamak ne mümkün. Onları ziyaret etmek inceden ince nazik gönüllerini almak gerek. Ölenleri kabirlerinin başında anmak, sağ olanlarında hayır duasını almak gerek. Ramazan bayramında fazla yoğun bir kalabalık olmasada ilgi güzeldi gereken hassasiyet gösterilmişti. Bu yazımı bayram gelmeden yazıyorumki hala geç diğil önceki sitemde yazmıştım hiç yoktan bayramdan bayrama ziyaret edin köyünüzü köylüsünü ölüsünü dirisini diye. Şimdi burdan memlkette olan biri olarak yazıyorum özledik sizi bekliyoruz bayramda. Bayramın sevincini gelin sizlerle yaşayalım. Doğup büyüdüğünüz ilk adımlarınızı atmaya başladığınız toprakları unutmayın. Bu arada Bayramda Yakup Kargın kardeşimizin düğünüde varmış kendisini şimdiden tebrik ediyorum darısı tüm bekarların başına.

Mutlu birlik beraberlik dolu  nice bayramlar diliyorum hoşçakalın...

 

Salı, 06 Ekim 2009 18:15

MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK

Yazan

Vatan, kültürel değerlerimizin bulunduğu bir coğrafyadır. Bu coğrafya ilk bakışta bir kara parçasıdır. Bu kara parçası tehlikeye girdiği zaman, uğrunda kanlar dökülür; canlar verilir. Nice analar yavrularını, nice gelinler yiğitlerini yitirir. O zaman bu coğrafyanın taşı, toprağı, dağı, ırmağı başka bir anlam taşır. Her biri düşmana aşılmaz bir engel ve bir uçurum olur. O toprak parçası hemen baş tacı edilir. Bu cansız coğrafya, her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış bir vatan olur. Bunun için Mithat Cemal, “Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” diyor. Bunun için Orhan Şaik:

 “Her taşı bir yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir.” diyor. Yine bunun için Mehmet Akif:

 “Kim bu cennet vatan uğruna olmaz ki feda,
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” diyor.

 

Gerektiğinde vatanı savunmak için insanları severek ölüme götüren yüce duygulardan biri de din duygusudur. Özellikle İslamiyet’in verdiği şehitlik makamı hiçbir dinde yoktur. Hiçbir dinde İslamdaki şehit olmak şerefi kadar kuvvetli bir unsur bulunmamaktadır. Bu unsur, bizim tarihimizde, zaferlerin kazanılmasında en büyük etkenlerden biri olmuştur. Analar oğullarını cephelere “Ya şehit ol, ya gazi” diyerek göndermişlerdir. Şehitler ve gaziler sayesinde bugün biz vatanımızda hür yaşamaktayız. Yine onlar sayesinde üzerinde yaşadığımız toprak parçası vatan olmuştur. Diğer yandan, atalarımızın binlerce yıldır bıraktığı camiler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar, okullar, külliyeler, köprüler, çeşmeler, saraylar, kışlalar, kütüphaneler, kapalı çarşılar ve çeşitli sanat eserleri, üzerinde yaşadığımız coğrafyayı vatan yapan abidelerdir.

 

Birlik, bütünlük, ortak ideal ve hedefler gerçekleşince insan toplulukları millet haline gelir. Kitle, kalabalık olmaktan çıkar. Nesiller mensup olduğu bir millete ve üzerinde yaşamakta iftihar ettiği bir vatana sahip olur. Kader birliği, tarih birliği ve şuuru böylece doğar. Artık böyle bir milletin mensupları, kaderde, tasada ve kıvançta bir olurlar; birbirlerini seven, sayan, kolayca anlaşabilen, birlikte hareket edip başarabilen insanlar haline gelirler. O halde, vatanın meydana gelmesinde insan elinin ve emeğinin tabiata kattığı nice eserlerin de büyük rolü vardır. Vatan anlayışı kültür ve medeniyet eserleriyle gelişir; derinlik kazanır.

ŞİMDİ EY GÖLKÖYLÜ KARDEŞİM TOPRAĞINA SAHİP ÇIKTIĞIN GİBİ DEĞERLERİNEDE SAHİP ÇIK. KÖYÜNÜ KÖYLÜNÜ KOLLA DESTEK ÇIK.SAHİPSİZ BIRAKMA YETİMİ GARİBİ ARKADAŞLARINI HEMŞERİLERİNİ.İŞ İMKANI MI VAR CEVRENDE KÖYLÜN ÇALIŞSIN.SIKINTINMI VAR PAYLAŞ . BİRLİK BERABERLİK DOLU NİCE MUTLU GÜNLER SİZİNLE OLSUN HOŞÇAKALIN..

Perşembe, 27 Ağustos 2009 10:40

YENİ SİTEMİZ

Yazan

Yeni sitemiz öncelikle herkese hayırlı olsun.Köyümüzün tanıtımı için bizler site yöneticileri  olarak  gerekse derneğimiz olarak bir çok adım atıldı ve atılmaya devam ediyor. Bir çok gurbetcimiz bu site sayesinde özlem duygularını hafifletirken memleket özlemi gideriyor. Daha önce Köyün her türlü güncel haberlerini fotoğraf ve video larını yayımlıyorduk.Gelişen bilim ve teknoloji ile bunları dahada süslemek ve sergilemek gereği duyduk.Artık üye olarak fotoğraf haber video ekleyebilecek yorum yapabileceksiniz.Başlıca amacımız birlik beraberlik bağını güçlendirmek bir gurup olduğumuzu hissettirmek insanların birbirleri ile tanışıp kaynaştığı bir birilerine sımsıkı bağlandığı birbirini 7 den 77 e tanıyan  sevgi ve saygı çerçevesinde muhabbet eden bir ortam oluşturmaktır. Kültürel değerlerimizi yitirmemek sımsıkı sahip çıkmaz hepimizin görevidir.Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim kullandığımız eski kelimeler vardı bazen konuşmalarım arasında ben söylerim kimi güler kimi şöle bi tarihe gider yani bunları yaşatmak lazım yada unutturmamak lazım diye düşünüyorum.Her  zaman bir araya gelmesekte nişan düğün cenaze iftar yemeklerinde böle duyduğum zevkle dinlediğim yaşanmış güzel hikayeler var köydede bir kaç kişi var mustafa ayrı abimiz bu konuda uzman gerçekten güzel konuları yakalmış  ve hafızasında anlatıyor beğeniyle dinliyoruz, işte bunlarıda artık makele ekle bölümünden ekleyebileceksiniz. Herkes ne bilim gülsün istiyoruz global bir kırız ortamındayız maddi olarak sıkıntıda olabiliriz ister istemez maneviyatada yansıyor işte biz bu site sayaesinde inanın çok şey yapacağız ilerleyen zamanlarda göreceksiniz. O zaman manevi olarak kendinizi çok daha güçlü hissedeceksiniz biz bunun çabası içersindeyiz.Umarım siz değerli ziyaretciler sayesinde umutlarımız hedeflerimiz ideallerimiz boşa çıkmaz.Sahip olduğumuz değerleri yitirmezsek birbirimize destek olursak göreceksiniz bunların hepsi oluşacak.Bir çok belde ve köye örnek teşkil edeceğiz.
Hepinizi üyelilk sisteminden faydalanmaya davet ediyor saygı ve sevgi ile selamlıyorum hoşçakalın 

Sayfa 2 / 2