Giriş

Giriş

Pazartesi, 19 Aralık 2011 11:09

MEMLEKETİM Özel

Yazan 
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Merhaba değerli dostlar değerli  ziyaretçilerimiz.

 

Hürmet ve saygı ile  büyüklerimizin ellerinden küçüklerimizin gözlerinden  öperiz.

 

sizleri dilimizin döndüğü kalemimizin yazdığınca biraz geçmişe götürmek geçmişi hatırlatmak istedim bu köşe yazımda.

 

“Havasına suyuna taşına toprağına

Bin can feda bir tek dostuma

Her köşesi cennetim ezilir yanar içim

Bir başkadır benim memleketim “             

demiş yazar  nede güzel demiş.

 

Dünyanın en şöhretli saray ve salonlarının en lüks yemeklerini hiçbir zaman değişmem memleket yemeklerine,

EKMEKEn modern pastanelerin ürünleri,  köyümün  böreği  çöreği mısır ekmeği kadar  lezzetli değildir benim için,  

Çorbasındaki, çöreğindeki tereyağındaki  tadı ve lezzeti hiçbir yerde bulamam; onlarda  memleket kokusu vardır

Yeryüzünde dedelerimizin ninelerimizin analarımızın babalarımızın yaşadığı  büyüdüğü topraklar gibi mukaddes ve değerli ikinci bir varlık yoktur. 

Onun için hiçbir zaman yolu taşlı,  toprağı dikenli ısırganlı  verimsiz  demeyin onun kokusunun olduğu her yer nede güzeldir.

 

  ibrik_copybesikmanevi-deger-1

  Yağmurun yağmasıyla başlayan toprak kokusunu  yaz gelince açan çiçeklerin kokusunu   değirmendeki mısır ununun,  kuzunenin gözünden çıkarılan mısır ekmeğinin kokusunu  lahana fasulye pırasa galduruk turşusunun kokusunu, çoğumuz artık tadamaz olduk değimli. Sobanın üstünde hayvanlara kaynayan yalın kokusunun bile bi ayrı güzelliği vardı. Kaynayan ibriklerden gelen ıslık sesleri tavuk cücük köpek sesleri,   kapıdaki yol kenarındaki puvardan akan su sesleri  nede güzeldi. Şimdi şehirlerde bu sesler yok, suyuda parayla alıyoruz, köpeği kediyide  çoğu elinde  aksesuar gibi  gezdirir oldu.

Biz insanlar hep  kaybedince anlarız bazı şeylerin değerini. Bizleri yetiştiren atalarımız analarımız babalarımız  sağlığında pek sık gelmez aklımıza  ama yokluğunda dolduramaz onların hiçbir şey yerini.

resim4907

 Oysa Anne baba ağladığı zaman yürekten ağlar, gönülden ağlar, yüreği cayır cayır yanar, hep ızdırap yudumlar.  

Yavrusu için, bir ömür boyu gözleri çağlayan hâline gelir. 

Anne; oğlu okula gider ağlar, askere gider ağlar, hasta olur ağlar, kızı gelin gider ağlar, bir mektup gelir ağlar. 

Ağlamadığı bir an yoktur

Gözleri  doğuştan görmeyen  bir genç duygularını şöyle dile getirir:

‘’’’’’’’’’’Duydum ki, dünya çok güzelmiş;

Gündüzü aydınlatan güneş, geceyi aydınlatan ay ve yıldızlar, masmavi denizler, gökyüzü ve dağlar, bahar geldiği zaman renk renk çiçekler, lâleler, güller, menekşeler, çayır ve çimenler, her şey çok güzel olur, seyrine doyum olmazmış.

Güneş doğarken ve batarken dünyayı ayrı bir güzellik sararmış. 

Koyunlar, kuzular, cıvıl cıvıl öten kuşlar güzellik senfonisine ayrı bir renk katarmış

Ama ben anlatılan bu güzelliklerin hiç birini görmedim, hep kendi karanlık dünyamda yaşadım.  

Üzülmüyorum ve şikâyetçi de değilim. 

Ancak yüreğimi yakan tek şey; şu gözlerimle anneciğimi babacığımı  bir kere görseydim, onları seyredebilseydim. 

Başka şeyleri göremediğim için gam yemem, fakat illâ annem, illâ annem. 

Onu görmeyi, doya doya seyretmeyi çok isterdim. 

Beni dokuz ay karnında taşıyan annemi, dizlerine yatıp uyuduğum, şefkatli elleriyle saçlarımı okşayan, beşiğimi sallayıp ninniler söyleyen, benim için gülüp, benim için ağlayan, yavrum-kuzum diyen annemi ne çok görmek isterdim.’’’’’’’’’

 

Bizler de  yokluğunda isteyeceğiz bunları ama artık çok geç olacak. Oysa onları sık sık aramak konuşmak ,  uzaklarda olsak da üç ayda beş ayda bayramdan bayrama yanlarına gitmek onların gönüllerini  ve dualarını almak bu kadar zormudur. Hep dünya işine kaptırmışız kendimizi kendimize göre plan yapmışız onların bu planın içinde olmaya hakkı yokmu değerli ziyaretciler.

 

imagesCAVB0AF1ah1

 Memleketim memleketim memleketim ne kasketim kaldı nede taşlı yollarında eskiyen kara lastiğim. yine cisil cisil mi yağıyor yağmur uzun yollarının  taşlarına, tavada cısır cısır öten tereyağının kokusuna hasret kaldık.

Sabahları kuş sesleriyle uyanmak  ramazanda eş dostla iftar açmak yolda rastladığımız bir köylünün muhabbeti nede güzel nede farklıydı.

index.jphhgEskiden söylenen yöremize ait kelimler,  atlar eşekler  cuvullar höbeklerde yok şimdi. Ne eskisi gibi düğün nişan oluyor nede eş dost ziyareti.

 

ahsapevAhşap evledeki uykudan aldığınız hazzı tadı rahatlığı aramayın bulamazsınız beton yuvalarınızda. Kapılarından  döşemelerinden  gelen gıcırtılar  olsada ne güzeldi. Sabahları başlardı kuş horoz   yayık cıvıl cıvıl çocuk sesleri mısır ekmeğinin tuşu kavurmasının  kokusu. Yeşilin her tonunu barındıran güzel memleketim ruzgar estikçe ağaçlarındaki yaprakdan gelen fısıldamalar ahşap evimizin dörtbir köşesinden gelen rüzgar  ıslıkları  ninni gibiydi. Şimdi beton yuvalarınızda televizyonunuzun herhangi bir kanalında  aramayın bulamazsınız bu sesleri bu görüntüleri

Çeşit çeşit meyveleri gübre atmadan yetişen sebzesi kuzunenin  gözünden çıkan kabağı  patatesi kestanesi bir başkadır memleketimin.

 

haber-5qjnH9O8SzT8

 

 

 Yazın çekilen  kışın coşan suları, kar yağınca kapanan yolları, güneş açınca çözülen saçalardaki buzları, ilk baharda bir başka açan çiçekleri yaprakları sonra beliren   meyvelerin tomurcuklarını  sonrasında elinde teneke sebet fındık toplamaya giden insanları,  patozdan  çıkan mahsülü görünce insanların yüzündeki mutluluğu tebessümü,   sonbaharda bir başka dökülen yaprakları  turşu yapan bal konserve  yapan anaları  höbek  yuvan odun yapan  babaları unutmadınız değimli?

Unutamazsınız  onlar nede güzel anılardır onlar nede tatlı rüyalardır birlik beraberlik içinde geçmişimizi unutmadan o güzel anılarla huzurlu mutlu yaşamanız dileğiyle hoşçakalın sağlıcakla kalın.

 Son olarak size yöresel kelimelerimizden bazılarını yzmak istiyorum

YÖRESEL KELİMELERDEN BAZILARI

Fıraktu : ev önündeki çit

Güğüm : su taşıma kabı

Grebi : kesici alet

Göcek : kap

Çit : mısır koymak için örülmüş çalılar

Puar : pınar

Gıran : otlak çayırlık alan

Böce : fasulye

Sekmen – kütmek : tabure

Hışır : eski

Alamuk : bunaltıcı nemli hava

Mıh : çivi

Gıcı : kız arkadaş

Gı : kız

Avlo : ev avlusu

Kesmük : meyvenin yendikten sonra kalan kısmı

Pıtlak : patlamış mısır

Gostil : patates

Kevük : mısırın ufalandıktan sonra kalan kısmı

Kavruk : mısır sapı

Kemre : gübre

Fışkı : dışkı

Okarı : yukarı

Kabçuk : fındığı ayıkladıktan sonra kalan kısımı

Ferik :büyümekte olan dişi civciv

Filiz : büyümekte olan erkek civciv

Gürk : kuluçkaya yatan tavuk

Eyin : giysi

Güccük : küçük

Pey : duvar( set)

Übrük : ibrik

Yal : hayvan yiyeceği

Gönemek : içi çürümek veya aşırı ballanmış

Göv : mavi

Çıto : kaburga

Ecük : azıcık

Aşam : akşam

Cücük : civciv

Cuvul : mısır destesi

Çıtlak :kıvılcım

Fısıradak : herhangi birşeyin yerine rahatca olması

Böön :bugün

Gömgöv :yemyeşil

Pontul : pantalon

Böcük : böcek

Göden : kurbağa

Hey : heybe

Gouz : aralik, kapiyi gouz birak mesela...

Terek : raf

Irganamıyom :kıpırdayamıyorum

Hılma hışır : çok eski

Tekil tıkmak : takla atma

Gocuk : kaban, palto, mont

Çimmek : duş almak

Heç : hiç

Meh : al,buyur

Girebi :küçük burunlu nacak

Gabcuk böce :kurutulmuş fasülye

Eynini geymek : üzerini giyinmek

Bıldır :geçen sene

Abrul :nisan ayı

Ahır :son

Tıkıl :yuvarlak

Tıstıkıl :yusyuvarlak

Ayuk :artık

Haçan :ne çabuk

Daklaşma :sataşma

Peşkir :havlu

Özker :rüzgar

Buymak :üşümek

Fene has :güzel

Avkuru :yan

Yavan :tatsız tutsuz

Çor :tuzu çok

Cızlavat :lastik ayakkabı

Sömelek  : ağır hareket eden

Yel : rüzgar

Cıvık : sulu

Yoka :derin olmayan

Göden : kurbağa

Höl : ıslak

Alaf : hayvan yiyeceği

Mehni: hayvanların yem yediği yer

Gobca : düğme

Gücük ayı : şubat

Orak ayı : ocak

Kömüş: manda

Yaloo: alev

Yennik : hafif

Zeheri : aralık ayı

Cüss : dur

Çor : tuzlu

Holluk : tavukların yumurtlama yeri

Boyunduruk : koşu hayvanların boğazına yük taşımak için konulan ağaç

Sini : sofra

Evvel : önce

 

Okunma 4361 defa Son Düzenlenme Çarşamba, 18 Eylül 2013 00:54
Yorum eklemek için giriş yapın